MEDENİYET TASAVVURU İÇERİSİNDE MAARİF DAVAMIZ
0 | | | 24-03-2018

Tekin KORKU

MEDENİYET TASAVVURU İÇERİSİNDE MAARİF DAVAMIZ

 

Medeniyet, kelime anlamı olarak şehir hayatını benimsemek, şehirleşmek demek olan arapça kökenli medine kelimesinden türemiştir. Sosyal bir varlık olan insanoğlunun toplum içerisinde yaşamaya başlamasıyla birlikte, medeniyetin temelleri de inşa edilmiş oldu. Her toplum yaşadığı döneme kendi inanç ve değerlerini katarak kendi medeniyetini oluşturmuştur.Tarihin çeşitli dönemlerinde birçok medenileşme hareketleri görülmüştür.Zira toplu yaşayışın doğurduğu medeni ilerlemeler, insanın yeryüzünde var olduğu günden beri devam edegelmiştir.Bu bakımdan, gününüze gelinceye kadar yeryüzünde birbirinden farklı birçok medeniyet gelmiş olmasına rağmen, insanlık tarihine damgasını vuran yegane medeniyet “İslam Medeniyeti” olmuştur.

Kısa sürede gelişip büyüyen İslam Medeniyeti sayesinde Müslümanlar, Cebel-i Tarık Boğazından Çin seddine kadar olan bir sahayı etkilemeyi başardılar.Şefkat ve merhamet ile tarihe iz bıraktılar. Bir müddet sonra fen, ilim, sanat, iktisat, tıp, edebiyat, felsefe gibi ilimlerde en büyük medeniyeti kurdular. İslam Medeniyeti, Asya, Afrika ve Avrupa'nın önemli bir kısmını etki alanına almış, Batı uygarlığının gelişmesinde de önemli rol oynamıştır.

            İslam medeniyetinin temel kaynakları, Kur’an ve Sünnettir. Zira bu temel kaynaklar insanın insanla, insanın devletle, insanın diğer mahlûkatla nasıl bir münasebet içinde olması gerektiğini eksiksiz bir şekilde tespit etmiştir. Müslümanlar Kur’an ve Sünneti referans aldıkları müddetçe yeryüzünün en önemli gücü olmuşlardır.

            Elbette İslam medeniyetinin bu güce ulaşmasında taşıyıcı güç maarif sistemi olmuştur.

Medeniyetleri ayakta tutan en önemli etkenlerden biri maarif sistemidir şüphesiz.Zira maarif sistemi, ilmiye sınıfını,ilmiye sınıfı da, medeniyetin diğer taşıyıcı unsurlarını yetiştirir.

Medeniyet özgeçmişimizin maarif davası içerisinde, büyük ilim adamları yetişti. Maarif sistemimiz, tarih boyuncailim ve irfanı merkeze alarak çok güzel bir şekilde işledi. Dünya ve ukbanın anahtarını, bilinmeyenlerini bu irfan mekteplerimiz çözdü, çözmeye çalıştı. Asırlarca ulema, üdeba, ümera yetiştirdi.

Maalesef maarif sistemimizin ihya kodlarında sarsıntılar yaşandığında, tüm gönül coğrafyamız sathında yolunda gitmeyen bir şeyler olmaya başladı. İnancına, kimliğine, kültürüne yabancılaşmayı esas alan sömürü ürünü kültürel kodlar, zamanla maarif sistemimizi içten içe çürütmeye başladı. İlimde, fende, teknikte yaşanan her bir gelişme batı uygarlığının fesahatiyle birlikte içselleştirildi.

Bu çürümüşlükten kurtulmanın tek formülü, medeniyet tasavvurumuzda öze dönüş yaparak asıl kaynaklara yönelmektir.

Maarifi meydana getiren dört ana unsur vardır diyor üstad Nurettin Topçu. Bunlar ders, talebe, muallim ve mekteptir. Bu dört unsur mektep denen kurumun dört duvarı gibidir. Bu dört duvarın hepsinin sağlam oluşu ile mektep ve maarif ayakta durur.

Dersi, ezbercilik ve nakilcilikten kurtardığımızda,

Talebeyi, hakikatin peşinden koşan bireyler haline getirdiğimizde,

Öğretmeni, tek mesleği ilim öğretmek olan kişilikler haline getirdiğimizde

Ve mektebi, yurdun her karışını milletin bir bütün olarak düşünme, üretme ve irfan sahası haline getirdiğimizde maarif davamızı yeniden İslam medeniyetinin öncü gücü haline getirebiliriz.

 

 

Tekin KORKU

  Eğitim Bir-Sen

   Ankara 4 Nolu Şube Başkanı

 

Top